Hakkımda

Her şeyin bir zamanı olduğuna ve her yolculuğun bizi en saf halimize geri getirdiğine inanıyorum.
Benim hikayem, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin koridorlarında sosyoloji lisansım sırasında sanatın ruhu ile yoğrularak başladı. 20’li yaşlarımın o durdurulamaz tasarım üretme heyecanı ve yaratma coşkusu, o yıllarda kalbime düşen ilk tohumlardı.
Uzun yıllar kurumsal dünyanın içinde, bir reklam-marka yöneticisi olarak stratejiler ve planlar arasında 'beyaz yakalı' bir tempoda koşturdum. Ancak içimdeki o sanatsever ve üretici ruh, her zaman malzemenin ham kokusuna ve ellerimin yaratma özgürlüğüne duyduğu özlemi saklı tuttu.
2023 yılında Ekin’in annesi olmak, hayatımdaki en büyük dönüm noktalarından biri olarak, kusursuzluk kavramını ve mükemmeliyet arayışımı yeniden tanımlamamı sağladı. 20’li yaşlarımda kurduğum o tasarım hayalini, bugün çok daha olgun ve sezgisel bir yerden tekrar uyandırdı. Kurumsal dünyanın 'mükemmeliyet' baskısından sıyrılıp, 2021 yılında İstanbul’da Nirodha’yı kurarak o eski coşkuyu bugünün bilgeliğiyle buluşturdum.
Nirodha, benim için sadece bir takı markası değil; zihnimi susturduğum, cetvelleri bir kenara bırakıp sadece ellerimin akışına güvendiğim meditatif bir alan. Atölyeme girdiğimde ne yapacağımı bilmemek, tasarımın doğasını kısıtlamadan metalin kendi hikayesini anlatmasına izin vermek en büyük özgürlüğüm.
Bugün, daha sakin bir yaşam için taşındığım Balıkesir’deki atölyemde; yaşayan ve seninle beraber şekillenen parçalar üretiyorum. Çünkü biliyorum ki en güzel hikaye; kusursuzluğa inat, tıpkı hayatın kendisi gibi ham ve sezgisel olanıdır.