
Bazı şeyler zamanla değişir. Bazılarıysa yıllar geçse de içimizde aynı yerde kalır.
Benim için üretmek hep onlardan biriydi.
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde sosyoloji okurken sanatın, şehrin ve geçmişten bugüne kalan izlerin arasında büyüdüm. O yıllarda başlayan tasarlama ve ellerimle bir şeyler üretme merakı, hayat başka yönlere gitse de hiçbir zaman tamamen kaybolmadı.
Uzun yıllar marka ve kurumsal iletişim dünyasında çalıştım. Stratejiler, planlar ve kusursuz sonuçlar üzerine kurulu bir hayatın içinde, ellerimle üretmenin bıraktığı o başka hissi hep hatırladım.
Nirodha, 2021’de İstanbul’da tam da bu hissin peşinden doğdu.
Sonra hayatın ritmi değişti. Anne oldum. İstanbul’dan ayrıldım. Zamanla kusursuz olanla değil, iz bırakanla ilgilendiğimi daha iyi anladım.
Bugün Balıkesir’deki atölyemde metal, taş ve tel ile çalışıyorum. Her parçayı önceden belirlenmiş kusursuz bir sonuca ulaştırmak yerine; malzemenin, elin ve o anın tasarıma bıraktığı payı koruyorum. Bazen eski bir form, bazen doğada gördüğüm bir çizgi, bazen bir spiral ya da yıllardır aklımda kalan küçük bir detay yeni bir parçanın başlangıcı oluyor.
Nirodha’nın dünyası da tam burada kuruluyor: geçmişten kalanlarla bugünün gözü arasında. Eski bir form yeni bir biçime, sıradan bir detay taşınabilir bir hatıraya dönüşüyor.
Çünkü bazı şeylerin güzel olması için kusursuz olması gerekmiyor.
Biraz ham. Biraz sezgisel. Her biri kendi izinde.
Esra